

Balıkesir’de trafikteyken sinirleniyorsanız, yalnız değilsiniz. Muhtemelen siz de şehrin yeni “açık hava etkinliği”ne katılmışsınızdır: Park yeri arama festivali.
Evet, yanlış duymadınız. Özellikle şehir merkezinde artık araç kullanmak bir ulaşım tercihi değil, bir macera sporu. Gideceğiniz yere varmanız önemli değil; asıl mesele arabanızı nereye bırakacağınız. Hatta bazı sürücüler park yeri bulduklarında sevinçten neredeyse konvoy yapacak.
Ama hikaye burada bitmiyor.
Yaz gelince Balıkesir’de olay bambaşka bir seviyeye çıkıyor. Akçay, Güre, Altınoluk, Burhaniye, Ayvalık, Erdek, Bandırma… Buralar yazın sadece tatil beldesi değil, aynı zamanda “araç depolama alanı” na dönüşüyor.
Nüfus artıyor mu? Evet.
Araç sayısı patlıyor mu? Evet.
Otopark artıyor mu? Tabii ki… hayır.
Sonuç? Sahile inmek 10 dakika, park etmek 40 dakika. Denize girmeden önce sinirler zaten dalgalı.
Sokaklar deseniz ayrı bir sanat eseri. Çift sıra park artık bir hata değil, bir yaşam biçimi. Dar sokaklara bırakılan araçlar sayesinde şehir içi ulaşım “tek şeritli sabır sınavı”na dönmüş durumda. Karşıdan biri gelince yaşanan o bakışma var ya… İşte gerçek Balıkesir diplomasisi orada başlıyor.
En ilginci ne biliyor musunuz?
Bu tablo kimseyi şaşırtmıyor. Çünkü her yaz aynı film yeniden vizyona giriyor:
“Otopark Yok 3: Bu Sefer Daha Kalabalık”
Fragman belli, oyuncular belli, sonu belli.
Peki çözüm?
Aslında var. Katlı otoparklar yapılabilir, geçici yazlık park alanları oluşturulabilir, sahil bölgelerine araç sınırlaması getirilebilir… Ama belli ki henüz “park yeri bulamayan vatandaşın iç sesi” kadar güçlü bir motivasyon oluşmadı.
Şimdilik yapılabilecek en mantıklı şey şu gibi görünüyor:
Aracınızla dışarı çıkmadan önce derin bir nefes alın.
Yanınıza su alın.
Mümkünse bir de kamp sandalyesi…
Çünkü Balıkesir’de park yeri bulmak kısa bir iş değil.
Uzun metrajlı bir deneyim.



DOLAR
EURO
İNG. STERLİNİ
İSV. FRANGI
KAN. DOLARI
ÇEYREK ALTIN
BITCOIN